Medya

Yayınlanma Tarihi: Mayıs 27th, 2015 | by Türkan Öktem

0

Kitle İletişimde Algı Yönetimi – Yoksa Algılarımız Bizi Yanıltıyor Mu?

Son zamanlarda iletişim alanında sıkça duyduğumuz sözcük algı yönetimidir. Bu kavramın tanımına geçmeden önce, algı kavramına bir göz atalım. Algılama, duyular yardımıyla dış dünyayla ilgili bilgi edinmektir.

Algılama, insana ulaşan bütün uyarıları biçimlendiren iki yönlü bir süreçtir. Kişinin eski ve yeni bilgileri, ihtiyaçları, tutumları algıları etkiler. Yani algılama sadece duyu organları vasıtasıyla olan bir fiziksel olay değildir. Algılama süreci sadece fizyolojik etkenlere bağlı olsaydı, çok farklı sosyo-ekonomik yapıdaki kişiler aynı şeyleri aynı biçimde algılayacaklardı. Oysaki her birey; olay, nesne ve ilişkileri kendi kişisel gereksinme, beklenti ve değer yargılarına bağlı olarak farklı biçimde algılar.

Gelelim algı yönetimi kavramına; sözlük anlamıyla hedef kitleyi kaynağın amacına hizmet edecek şekilde yönlendirmek, istenilen doğrultuda algı oluşturmak.

Algı yönetimi kavramı ilk kez ABD Savunma Bakanlığı tarafından ortaya atılmış ve şöyle tanımlanmıştır; “Kitlelerin duygu, düşünce, amaç, istihbarat sistemleri ve liderlerini etkileyerek, istenen bilgilerin yayılması veya durdurulması ile hedef kitlenin davranış ve düşüncelerinin hedefleyenin istediği şekilde yönlendirilmesi.”

Algı yönetimi, kaynağın amacına hizmet edecek şekilde kitleleri etkilemektir. Algı yönetiminin temelinde ikna ve inandırma vardır. Algı yönetimi bunu kişilerin bilinçlerine ve psikolojilerine seslenerek gerçekleştirir. Amaç; bilginin belirli çıkarlar uğruna manipüle edilip hedef kitleyi yönlendirmek için kullanılmasıdır. Bu durumda yığınların tutumu ve tarafsız düşünme yetileri önemini yitirir. Bu aslında kitle iletişiminde halkla ilişkilerin yıllardır kullandığı ikna ve inandırıcılık yönteminden başka bir şey değildir. Etik olarak baktığımızda algı yönetimi kimilerine göre hedef kitleleri kendi hedefleri doğrultusunda kandırmak, kimilerine göreyse bir ürün, hizmet veya görüşü satın alma konusunda ikna yolunda kullanılması gereken olmazsa olmaz tekniktir.

Medya sektörünün, belirlenen iş hedeflerine ulaşmak için kullandığı en temel yol algı yönetimidir. Bunun için belirlenen hedefin algıyı yönetecek kavram, ürün ya da hizmeti doğru ve tam bir şekilde alması gerekmektedir. Bunun için yazılı ve görsel medya aktif olarak kullanılmaktadır.

Reklamcıların algı yönetiminde kullandıkları en büyük güç marka algısı oluşturmaktır. Tüketiciler karar verme süreçlerinde çoğu kez bilerek ya da bilmeyerek en son kararı algılarına güvenerek verirler. Ürünün sahip olduğu marka kişiliği, tüketicinin algıladığı marka imajıyla uyuşmuyorsa, ürün için ciddi bir sıkıntı var demektir. Özellikle görsellik kitleleri etkilemede çok önem kazanır. Reklamcılar bütünün en kolay algılanabilir parçasını izleyene verir ve bütünsel imge yaratır. Birey kendiliğinden zihinsel bir sürece sokularak mesaj içeriğine dahil olur. Bu durum mesajın etkinliğini arttırır.

Reklam, pazarlama ve halkla ilişkilerde marka çalışmalarında, algılamayı hedef kitlelerin değer yargılarına, kültürüne uygun şekilde yönetmek başlıca unsur olmalıdır. Toplumun değerler sistemi hedef kitleye ulaşmada çok önemli bir süzgeçtir. Büyük markalar iletişim çalışmalarında global düşünmek, yerel hareket etmek ilkesini benimsemişlerdir.

Günümüzde yaşadığımız bu yoğun iletişim kirliliği içinde, hedef kitleye tutum ve davranışlarına uygun istediğimiz mesajı iletmek, satın alma davranışına yöneltmek kafaları karıştırmadan yalın olmakla mümkündür.

Ayrıca algılamayı doğru yönetmek istiyorsak ürün ve hizmetle ilgili mesajlarımızı doğrulara dayandırmalıyız. Bu noktada ürünün tüketiciye olan faydasını sıkça tekrar etmek markanın benimsenmesi açısından önemlidir. Bir markanın kendini nasıl tanıttığı rasyonelden çok, duygusal boyutta ne vaat ettiği ve bunu gerçekleştirmek için tüketiciye neler sunduğu satın alma davranışlarını etkileyen faktörlerdir.

Toplumsal algı yönetimindeyse; gergin ve karmaşık bir ortamda, liderlerin ruhsal özellikleri temsil ettikleri büyük grubun geneline de yansıyarak, grubun sorun ve çözümle ilgili algılarını etkileyebilmektedir. Özellikle toplumun kendini çaresiz hissettiği dönemlerde, sorunun kaynağını ve çözüm yolunu gösteren karizmatik liderlere olan bağlılık artmakta grubu oluşturan bireyler, dünyayı liderlerinin onlara gösterdiği şekilde algılamaya meyilli olabilmektedirler. Gerçek tabloyu yansıtmayan bu durum toplum için büyük bir yanılsamadır. Bu nedenle toplumun genel algısını korumak ve bilincini yükseltmek doğru bir ulusal algı yönetimi açısından önem taşır.

Kaynakça;
SAYDAM, Ali; İletişimin Akıl ve Gönül Penceresi Algılama Yönetimi, RotaYayınları,İstanbul,2005
ASNA, Alaeddin; Public Relation ( Temel Bilgiler), Der Yayınları, İstanbul, 1993


Yazar Hakkında

Medya Yöneticisi



Comments are closed.

Back to Top ↑